1. Giriş
İklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, doğal kaynakların tükenmesi, artan sosyal eşitsizlikler ve finansal sistemin iklim risklerine karşı kırılganlığı, 21. yüzyılın en temel yapısal sorunları arasında yer almaktadır.
Geleneksel neoklasik büyüme modelleri ve finansal muhasebe sistemleri, çevresel dışsallıkları ve sosyal maliyetleri yeterince yansıtamadığı için hem teorik hem de pratik düzeyde eleştirilmektedir.
Bu eleştiriler sonucunda ortaya çıkan yeşil ekonomi, yeşil muhasebe ve ESG yaklaşımları, sürdürülebilir kalkınmanın üç temel sütununu oluşturmaktadır.
Yeşil ekonomi, ekonomik faaliyetlerin ekolojik sınırlar içinde gerçekleştirilmesini hedefleyen makro bir paradigma değişimidir.
Yeşil muhasebe, bu paradigma değişiminin ölçülebilir, raporlanabilir ve denetime açık hale gelmesini sağlayan mikro ve makro muhasebe sistemidir.
ESG ise çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarını kurumsal strateji, risk yönetimi, yatırım kararları ve raporlama süreçlerine entegre eden yönetişim odaklı bir çerçevedir.
Türkiye’de bu üç alan, 2021 Yeşil Mutabakat Eylem Planı ile başlayan, 2025 yılında 7552 sayılı İklim Kanunu’nun kabulü, TSRS 1 ve TSRS 2’nin zorunlu hale gelmesi, 2026’da TR ETS’nin pilot uygulamaya geçmesi, CBAM’ın kesin rejim aşamasına girmesi ve Temmuz 2026’da Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı’nın yayımlanması ile kurumsal ve yasal zemine kavuşmuştur.
2. Teorik Çerçeve
2.1. İktisadi Teoriler
Neoklasik Çevre Ekonomisi ve Pigou Yaklaşımı
Arthur Cecil Pigou’nun The Economics of Welfare (1920, 1932) eserinde geliştirdiği dışsallık teorisi, modern çevre ekonomisinin temelini oluşturmaktadır.
Negatif dışsallıklar (örneğin sera gazı emisyonları), özel marjinal maliyet ile sosyal marjinal maliyet arasında sapmaya yol açmaktadır. Bu sapmayı düzeltmek için Pigouvian vergi (karbon vergisi) veya Pigouvian sübvansiyon önerilmektedir.
Geleneksel Pigou yaklaşımındaki dışsallıkların içselleştirilmesi ile güncel TSRS 2 standartları arasındaki ilişki şu şekilde modellenebilecektir:
–İşletme emisyonlarının (Kapsam 1, 2, 3) karbon fiyatlandırması üzerinden hesaplanan parasal bedeli,
-İklim değişikliği kaynaklı fiziksel risklerin maliyeti,
-Düşük karbonlu ekonomiye geçiş risklerinin maliyeti
Çevresel ve sosyal dışsallıkların bu şekilde formüle edilerek içselleştirilmesi, yalnızca mikro düzeydeki muhasebe standartlarını değil, aynı zamanda makro düzeydeki iklim politikalarını da şekillendirmektedir.
Emisyon ticaret sistemleri (cap-and-trade) de aynı teorik kökene dayanır. Neoklasik yaklaşım “zayıf sürdürülebilirlik” varsayımına sahiptir; doğal sermaye ile insan yapımı sermaye arasında ikame mümkündür.
Ekolojik Ekonomi
Herman Daly, Robert Costanza, Joan Martinez-Alier ve diğer temsilciler tarafından geliştirilen ekolojik ekonomi, neoklasik yaklaşıma köklü bir eleştiri getirmektedir.
Ekonomi, ekosistemin bir alt sistemi olarak kabul edilmektedir.
Doğal sermayenin kritik eşikleri aşıldığında ikame edilemeyeceği (güçlü sürdürülebilirlik) savunulmaktadır. Büyümenin fiziksel sınırları vardır; dolayısıyla “sürdürülebilir ölçek”, “adil dağılım” ve “verimli tahsis” ilkeleri öne çıkmaktadır. Degrowth (küçülme) ve post-büyüme tartışmaları da bu okul içinde yer almaktadır.
Doğal Sermaye ve Tam Maliyet Muhasebesi
Doğal sermaye (ormanlar, su sistemleri, atmosferik karbon emme kapasitesi, biyoçeşitlilik, toprak verimliliği) ekonomik değere sahip bir varlık olarak kabul edilmektedir. Bu yaklaşım, Birleşmiş Milletler’in System of Environmental-Economic Accounting (SEEA) çerçevesinin teorik temelini oluşturmaktadır. Tam maliyet muhasebesi, üretim ve tüketimin tüm çevresel ve sosyal maliyetlerini fiyatlara yansıtmayı hedeflemektedir.
Döngüsel Ekonomi ve Diğer Yaklaşımlar
Döngüsel ekonomi, lineer “al-yap-at” modelinin yerine “azalt-yeniden kullan-geri dönüştür-yenile” prensiplerini koymaktadır.
Yeşil büyüme (OECD, Dünya Bankası) ekonomik büyüme ile çevresel korumanın birlikte sağlanabileceğini savunurken, bazı ekolojik iktisatçılar yüksek gelirli ülkelerde mutlak küçülmenin gerekli olabileceğini ileri sürmektedir. Adil geçiş (Just Transition) kavramı, yeşil dönüşümün sosyal maliyetlerinin adil dağıtılmasını vurgulamaktadır.
2.2. Muhasebe ve Kurumsal Teoriler
Yeşil muhasebe üç düzeyde incelenir:
• Finansal muhasebe düzeyi (çevresel varlık, yükümlülük ve karşılıkların bilançoya yansıması),
• Maliyet muhasebesi düzeyi (önleme, tespit, iç başarısızlık ve dış başarısızlık maliyetlerinin sınıflandırılması),
• Yönetim muhasebesi düzeyi (karar alma süreçlerine çevresel bilgilerin entegrasyonu).
Paydaş Teorisi (Stakeholder Theory – Freeman, 1984)
İşletmenin yalnızca hissedarlara değil, tüm paydaşlara (çalışanlar, toplum, çevre, gelecek nesiller, tedarikçiler) karşı sorumlu olduğunu savunur. ESG’nin teorik temelini oluşturmaktadır.
Meşruiyet Teorisi (Legitimacy Theory)
İşletmelerin toplumsal normlara ve beklentilere uyum göstererek meşruiyet kazanma çabası, gönüllü ve zorunlu sürdürülebilirlik raporlamasının açıklayıcı gücünü artırmaktadır.
Kurumsal Teori (Institutional Theory – DiMaggio & Powell, 1983)
Zorlayıcı, taklitçi ve normatif izomorfizm mekanizmalarıyla standartların (TSRS, CSRD, ISSB) nasıl yayıldığını açıklar.
Triple Bottom Line (Elkington, 1997)
People – Planet – Profit yaklaşımı, ESG’nin kavramsal öncüsüdür.
3. Yeşil Ekonomi: Kavramsal Gelişim, Küresel ve Ulusal Çalışmalar
UNEP tanımına göre yeşil ekonomi, insan refahını ve sosyal eşitliği artırırken çevresel riskleri ve ekolojik kıtlıkları önemli ölçüde azaltan, düşük karbonlu, kaynak verimli ve sosyal açıdan kapsayıcı bir ekonomidir.
Kavram, 2008 küresel finansal krizi sonrasında UNEP Green Economy Initiative ile yeniden canlanmış, Rio+20 (2012) ile uluslararası politika gündemine yerleşmiştir.
Küresel düzeyde Avrupa Yeşil Mutabakatı (2019), ABD’nin enflasyon azaltma yasası kapsamındaki yeşil yatırımları, Çin’in karbon nötr hedefleri, OECD Green Growth Strategy ve Dünya Bankası’nın Country Climate and Development Report’ları öne çıkmaktadır.
Türkiye’de 2021 Yeşil Mutabakat Eylem Planı, İklim Şûrası Sonuç Bildirgesi (2022), On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028), Orta Vadeli Programlar ve 2025 İklim Kanunu temel politika belgeleridir.
Akademik literatürde yeşil büyüme, yenilenebilir enerji, istihdam etkileri, sektörel dönüşüm ve politika dinamikleri üzerine artan sayıda çalışma bulunmaktadır.
4. Yeşil Muhasebe: Tanım, Kapsam, Yaklaşımlar ve Standartlar
Yeşil muhasebe (çevresel muhasebe), işletmelerin ve ulusal ekonomilerin çevresel maliyetlerini, doğal kaynak kullanımını ve ekolojik etkilerini geleneksel muhasebe sistemine entegre eden disiplindir. Amaç, dışsallıkları içselleştirmek, gerçek maliyeti ortaya koymak ve sürdürülebilir karar almayı desteklemektir.
Uluslararası düzeyde SEEA, GRI Standards, ISSB (IFRS S1 ve S2) ve AB’nin ESRS standartları geçerlidir. Türkiye’de KGK tarafından yayımlanan TSRS 1 ve TSRS 2, ISSB standartlarının ulusal uyarlamasıdır.
5. ESG: Tanım, Boyutlar ve Teorik Temeller
ESG, çevresel (E), sosyal (S) ve yönetişim (G) faktörlerinin yatırım kararları, risk yönetimi ve kurumsal stratejiye entegre edilmesidir.
Yeşil muhasebe ESG’nin çevresel boyutunun ölçüm altyapısını, yeşil ekonomi ise makro çerçeveyi sağlar. Çift önemlilik (double materiality) yaklaşımı, hem işletmenin çevre ve topluma etkisini hem de çevresel-sosyal konuların işletmeye finansal etkisini dikkate almaktadır.
6. TSRS 1 ve TSRS 2: Ayrıntılı İnceleme
KGK, ISSB’nin IFRS S1 ve IFRS S2 standartlarını esas alarak TSRS’yi yayımlamıştır.
TSRS 1 – Sürdürülebilirlikle İlgili Finansal Bilgilerin Açıklanmasına İlişkin Genel Hükümler
IFRS S1’in karşılığıdır. İşletmelerin sürdürülebilirlikle ilgili risk ve fırsatlarına dair önemli bilgileri, birincil kullanıcılar (mevcut ve potansiyel yatırımcılar, kredi verenler ve diğer alacaklılar) için açıklamasını gerektirir. Dört temel yapı taşı vardır:
• Yönetişim
• Strateji
• Risk yönetimi
• Metrikler ve hedefler
Finansal tablolarla bağlantılı, tutarlı ve karşılaştırılabilir raporlama zorunludur.
TSRS 2 – İklimle İlgili Açıklamalar
IFRS S2’nin karşılığıdır. İklimle ilgili fiziksel riskler, geçiş riskleri ve fırsatların açıklanmasını, senaryo analizlerini, sera gazı emisyonlarını (Kapsam 1, 2 ve mümkün olduğu ölçüde Kapsam 3) ve iklimle ilgili hedefleri kapsamaktadır.
Belirli eşikleri aşan işletmeler için 1 Ocak 2024’ten itibaren zorunlu hale gelmiştir. İlk raporlar 2025’te yayımlanmış, 2026’da güvence denetimi ve kapsam genişlemesi süreci devam etmektedir.
7. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM / SKDM)
AB’nin CBAM’ı, yüksek karbon yoğunluğuna sahip ürünlerin (demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, elektrik, hidrojen vb.) AB’ye ithalatında, AB içindeki karbon fiyatına eşdeğer bir maliyet uygulanmasını öngörür. Amaç karbon kaçağını önlemek ve adil rekabeti sağlamaktır.
Geçiş dönemi 2023-2025’te yalnızca raporlama zorunluluğu ile yürütülmüş, 1 Ocak 2026 itibarıyla kesin rejim (mali yükümlülük) aşamasına geçilmiştir. Ücretsiz tahsisatlar 2026-2034 arasında kademeli olarak kaldırılacaktır. Türkiye, AB’ye yüksek hacimde CBAM kapsamı ürün ihraç ettiği için en fazla etkilenen ülkelerden biridir. Sektörel analizler, 2026-2034 döneminde 10-21 milyar Euro arasında ek maliyet yükü oluşabileceğini göstermektedir. Bu durum, Türkiye’nin kendi ETS’sini hızla devreye almasını ve yeşil dönüşümü zorunlu kılmaktadır.
8. Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı (2026-2029)
Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan ve Temmuz 2026’da yayımlanan strateji, “Adil, kapsayıcı ve yenilikçi bir yeşil finans ekosistemi oluşturarak sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen model ülke olmak” vizyonuna sahiptir. 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi doğrultusunda uluslararası iklim finansmanına erişimi kolaylaştırmayı ve yurtiçi-yurtdışı kaynakların sürdürülebilir faaliyetlere yönlendirilmesini amaçlamaktadır.
Üç temel amaç:
1. Şeffaf ve ölçülebilir bir yeşil finans ekosistemi için gerekli altyapının oluşturulması (taksonomi, veri altyapısı, TSRS uyumu, iklim risk ölçümü),
2. Yeşil finans alanında kurumsal kapasite ile insan kaynağının güçlendirilmesi,
3. Yeşil finansın gelişimine yönelik piyasa mekanizmalarının oluşturulması (yeşil tahvil, kredi ürünleri, teşvikler, uluslararası finansman).
Toplam 11 hedef ve 45 eylem içermektedir. Dayanakları arasında Yeşil Mutabakat Eylem Planı, İklim Kanunu, On İkinci Kalkınma Planı, Orta Vadeli Program ve İklim Şûrası Sonuç Bildirgesi yer almaktadır. Dünya Bankası tahminlerine göre Türkiye’nin 2022-2030 döneminde yaklaşık 68 milyar ABD doları ek yeşil yatırıma ihtiyacı vardır; bu tutarın önemli kısmının özel sektör tarafından karşılanması beklenmektedir.
9. Para Politikaları ve Maliye Politikaları Karşılaştırmalı Analizi
Yeşil dönüşüm sürecinde para ve maliye politikaları, farklı etki kanalları, zaman boyutları ve politika araçları üzerinden birbirini tamamlayan ancak özgün işlevlere sahip iki temel makroekonomik enstrüman grubudur.
Bu politikaların yeşil ekonomi, yeşil muhasebe ve ESG çerçevesindeki rolleri, hem teorik temeller hem de Türkiye’nin 2025-2026 dönemi kurumsal düzenlemeleri bağlamında ayrıntılı olarak incelenmelidir.
Maliye politikasının rolü ve araçları
Maliye politikası, kamu gelirleri, kamu harcamaları ve borçlanma politikaları aracılığıyla ekonomik birimlerin davranışlarını doğrudan fiyat ve miktar sinyalleriyle değiştirme gücüne sahiptir. Yeşil dönüşüm bağlamında maliye politikasının temel araçları şunlardır:
• Karbon fiyatlandırması (karbon vergisi veya Emisyon Ticaret Sistemi – ETS): Pigou’nun dışsallık teorisine dayanan bu araç, emisyonların sosyal maliyetini fiyatlara yansıtarak kirletene ödet prensibini hayata geçirmektedir.
Türkiye’de 7552 sayılı İklim Kanunu ile hukuki zemini oluşturulan TR ETS, 2026-2027 pilot döneminde kıyas yöntemine göre % 100 ücretsiz tahsisat öngörmekte, 2028’den itibaren kademeli olarak açık artırma (auctioning) yöntemine geçişi planlamaktadır. Bu yapı, karbon kaçağı riskini azaltırken aynı zamanda kamu geliri yaratma potansiyeli taşımaktadır.
• Fosil yakıt sübvansiyonlarının reformu: Türkiye’de hâlâ önemli büyüklükte olan fosil yakıt teşviklerinin kademeli olarak kaldırılması veya yeniden yapılandırılması, hem bütçe alanını genişletmekte hem de yeşil yatırımlar için kaynak yaratmaktadır.
• Yeşil kamu yatırımları ve kamu alımları: Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, sürdürülebilir ulaşım ve döngüsel ekonomi projelerine yönelik kamu harcamaları, hem doğrudan emisyon azaltımına katkı sağlamakta hem de özel sektör yatırımlarını teşvik eden sinyal etkisi yaratmaktadır.
• Yeşil tahviller, yeşil sukuk ve iklim bütçelemesi: Kamu ve özel sektörün yeşil finansman araçlarını kullanması, Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı (2026-2029) kapsamında önceliklendirilmektedir. Strateji, yeşil tahvil ihraçlarının artırılması, teknik tarama kriterlerinin belirlenmesi ve uluslararası iklim finansmanına erişimin kolaylaştırılmasını hedeflemektedir.
• Gelirlerin geri dönüşümü (revenue recycling): ETS veya karbon vergisi gelirlerinin adil geçiş programlarına, yenilenebilir enerji sübvansiyonlarına veya düşük gelirli hanelerin desteklenmesine yönlendirilmesi, sosyal kabulü artırmakta ve dağılımsal etkileri dengelemektedir.
Maliye politikası, kısa ve orta vadede görece hızlı sonuç üretebilen, davranışları doğrudan etkileyen ve kamu geliri yaratan bir yapıya sahiptir. Ancak yanlış tasarlandığında enflasyonist baskı, rekabet gücü kaybı veya siyasi direnç yaratma riski taşır.
Para politikasının rolü ve araçları
Para politikası, merkez bankasının faiz oranları, likidite yönetimi, teminat politikaları ve bilanço işlemleri aracılığıyla finansal koşulları şekillendirir. İklim değişikliği, hem fiziksel riskler (sel, kuraklık, aşırı hava olayları) hem de geçiş riskleri (karbon fiyatlandırması, regülasyon değişiklikleri, teknoloji dönüşümü) yoluyla fiyat istikrarı, finansal istikrar ve para politikası aktarım mekanizmasını etkilemektedir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2021 yılında Yeşil Ekonomi ve İklim Değişikliği Müdürlüğü’nü kurarak iklim risklerini izlemeye başlamıştır. Para politikasının ana hedefi olan fiyat istikrarından sapmadan, iklim risklerinin finansal sistem üzerindeki etkilerini değerlendirme yaklaşımı benimsenmiştir. TCMB’nin 2025 yılı faaliyetlerinde taksonomi, karbon fiyatlandırması ve yeşil dönüşümü destekleyici çalışmaların sürdürüldüğü görülmektedir.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ise daha operasyonel düzenlemeler geliştirmiştir. 2025 yılında yayımlanan “İklimle Bağlantılı Finansal Risklerin Yönetimine İlişkin Rehber” ve “Bankaların Yeşil Varlık Oranı Hesaplaması Hakkında Tebliğ”, bankaların iklim risklerini kredi, piyasa ve operasyonel risk yönetimi süreçlerine entegre etmesini ve yeşil varlık oranını hesaplamasını zorunlu kılmaktadır.
Yeşil varlık oranı, bankaların bilançolarındaki çevresel olarak sürdürülebilir varlıkların toplam uygun varlıklara oranını ölçen bir performans göstergesidir. Bu düzenlemeler, para politikasının dolaylı etki kanallarını (sermaye maliyeti, risk primi, kredi tahsisi) güçlendirmektedir.
Para politikasının yeşil dönüşüm üzerindeki etkisi genellikle daha yavaş ve dolaylıdır. Ancak finansal istikrarın korunması, iklim risklerinin sistemik hale gelmesini önlemek ve yeşil yatırımların finansman maliyetini düşürmek açısından kritik öneme sahiptir. Aktif yeşil varlık alımı (green quantitative easing) veya tercihli faiz politikası gibi proaktif araçlar, bazı merkez bankalarında tartışılmakla birlikte, TCMB’nin mevcut yaklaşımı daha temkinli ve risk odaklıdır.
Karşılaştırmalı değerlendirme ve koordinasyon ihtiyacı
Maliye politikası, fiyat sinyallerini doğrudan değiştirerek kaynak tahsisini hızla etkileyebilir; para politikası ise finansal koşullar ve risk algısı üzerinden daha uzun vadeli ve dolaylı bir etki yaratır. Maliye politikasının enflasyonist etkileri, para politikasının sıkılaşmasına yol açabilir; bu durumda yeşil yatırımların finansman maliyeti artabilir. Tersine, para politikasının iklim risklerini yeterince fiyatlamaması, maliye politikasının yarattığı teşviklerin etkinliğini zayıflatabilir.
En etkili sonuç, iki politikanın koordinasyonuyla elde edilecektir. CBAM’ın 1 Ocak 2026’da kesin rejim aşamasına geçmesiyle birlikte Türk ihracatçılarının karşılaştığı karbon maliyeti baskısı, ulusal ETS’nin hızla olgunlaşmasını ve yeşil finansman imkanlarının artırılmasını zorunlu kılmaktadır.
Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı (2026-2029), bu koordinasyonu güçlendirmek üzere maliye ve finans politikalarını bütüncül bir çerçevede ele almaktadır.
Stratejinin üç temel amacı (altyapı, kapasite ve piyasa mekanizmaları), hem kamu maliyesinin hem de finansal sistemin yeşil dönüşüme uyumunu hedeflemektedir.
Sonuç olarak, maliye politikası yeşil dönüşümün “motoru”, para politikası ise “istikrar sağlayıcısı” işlevini görmektedir. İkisinin uyumlu çalışması, hem CBAM kaynaklı rekabet baskısının yönetilmesi hem de 2053 net sıfır hedefine ulaşılması açısından vazgeçilmezdir.
10. Türkiye’de 2025-2026 Dönemi Güncel Gelişmeler ve Bütüncül Değerlendirme
2025 ve 2026 yılları, Türkiye’nin yeşil dönüşüm sürecinde yasal, kurumsal ve finansal altyapının hızla şekillendiği kritik bir dönem olarak öne çıkmaktadır. Bu dönemde hayata geçen düzenlemeler, yeşil ekonomi, yeşil muhasebe ve ESG yaklaşımlarının somut politika araçlarına dönüşmesini sağlamıştır.
7552 sayılı İklim Kanunu (Temmuz 2025)
2 Temmuz 2025’te TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen ve 9 Temmuz 2025’te Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7552 sayılı İklim Kanunu, Türkiye’nin ilk kapsamlı iklim yasasıdır. Kanun, yeşil büyüme vizyonu ve 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadeleyi yasal zemine kavuşturmuştur.
Emisyon Ticaret Sistemi’nin hukuki temelini oluşturmuş, İklim Değişikliği Başkanlığı’nın görevlerini netleştirmiş, sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanması süreçlerini düzenlemiş ve adil geçiş ilkelerini vurgulamıştır. Kanun, aynı zamanda idari yaptırımlar ve cezai hükümler getirmiştir.
TSRS 1 ve TSRS 2 zorunluluğu ve ilk raporlar (2025)
KGK tarafından ISSB’nin IFRS S1 ve IFRS S2 standartları esas alınarak yayımlanan TSRS 1 (Sürdürülebilirlikle İlgili Finansal Bilgilerin Açıklanmasına İlişkin Genel Hükümler) ve TSRS 2 (İklimle İlgili Açıklamalar), belirli eşikleri aşan işletmeler için 1 Ocak 2024’ten itibaren zorunlu hale gelmiştir. 2024 yılı verilerini kapsayan ilk raporlar 2025 yılında kamuoyuyla paylaşılmaya başlanmıştır.
TSRS 1 genel sürdürülebilirlik risk ve fırsatlarının, TSRS 2 ise iklimle ilgili fiziksel ve geçiş risklerinin, senaryo analizlerinin ve sera gazı emisyonlarının açıklanmasını gerektirmektedir. Bu standartlar, ESG raporlamasının yasal altyapısını oluşturmuş ve yeşil muhasebenin kurumsal uygulamaya dönüşmesini hızlandırmıştır.
TR ETS 2026-2027 pilot dönemi
İklim Kanunu’na dayanılarak hazırlanan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği taslağı çerçevesinde, 2026-2027 yılları pilot dönem olarak belirlenmiştir. Pilot dönemde yıllık 50.000 ton CO₂ eşdeğeri üzeri emisyona sahip tesisler (özellikle CBAM kapsamındaki sektörler) sisteme dahil edilmekte, kıyas yöntemine göre % 100 ücretsiz tahsisat sağlanmaktadır. 2028’den itibaren birinci uygulama dönemi başlayacak ve ücretsiz tahsisat oranları kademeli olarak azaltılacaktır.
Piyasa işletmecisi olarak EPİAŞ görevlendirilmiş, gelirlerin yeşil dönüşüm ve adil geçiş faaliyetlerinde kullanılması öngörülmüştür.
Pilot dönem, sistemin teknik altyapısının test edilmesi, izleme-raporlama-doğrulama kültürünün yerleşmesi ve piyasa katılımcılarının hazırlanması açısından kritik öneme sahiptir.
CBAM kesin rejim başlangıcı (1 Ocak 2026)
Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülük aşamasına geçmiştir. Yüksek karbon yoğunluğuna sahip ürünlerin (çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik, hidrojen vb.) AB’ye ithalatında, AB içindeki karbon fiyatına eşdeğer bir maliyet uygulanmaya başlanmıştır.
Türkiye, AB’ye önemli hacimde CBAM kapsamı ürün ihraç ettiği için en fazla etkilenen ülkelerden biridir. 2026-2034 döneminde ilgili sektörlere 10-21 milyar Euro arasında ek maliyet yükü oluşabileceği yönünde tahminler bulunmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin kendi karbon fiyatlandırma mekanizmasını (TR ETS) hızla olgunlaştırmasını ve yeşil dönüşüm yatırımlarını artırmasını zorunlu kılmaktadır.
Ulusal ETS sayesinde karbon maliyeti ülke içinde kalacak ve gelirler yeşil yatırımlara yönlendirilebilecektir.
Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı (Temmuz 2026)
Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan ve Temmuz 2026’da yayımlanan Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı (2026-2029), “Adil, kapsayıcı ve yenilikçi bir yeşil finans ekosistemi oluşturarak sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen model ülke olmak” vizyonuna sahiptir. Strateji üç temel amaç etrafında yapılandırılmıştır:
(1) Şeffaf ve ölçülebilir bir yeşil finans ekosistemi için gerekli altyapının oluşturulması,
(2) Yeşil finans alanında kurumsal kapasite ile insan kaynağının güçlendirilmesi,
(3) Yeşil finansın gelişimine yönelik piyasa mekanizmalarının oluşturulması.
Toplam 11 hedef ve 45 eylem içermektedir. Dayanakları arasında Yeşil Mutabakat Eylem Planı, İklim Kanunu, On İkinci Kalkınma Planı ve Orta Vadeli Program yer almaktadır. Strateji, özel sermayenin yeşil yatırımlara yönlendirilmesini, uluslararası iklim finansmanına erişimin kolaylaştırılmasını ve finansal sistemin iklim risklerine karşı dayanıklılığının artırılmasını önceliklendirmektedir.
Bütüncül değerlendirme
2025-2026 döneminde hayata geçen bu düzenlemeler, yeşil ekonomi, yeşil muhasebe ve ESG yaklaşımlarının Türkiye’de yasal, kurumsal ve finansal zemine kavuştuğunu göstermektedir. İklim Kanunu çerçeveyi çizmiş, TSRS 1 ve TSRS 2 ölçme ve raporlama altyapısını kurmuş, TR ETS karbon fiyatlandırmasını başlatmış, CBAM dış baskıyı somutlaştırmış, Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ise finansman ekosistemini güçlendirmiştir.
Başarı, birkaç kritik faktöre bağlıdır: adil geçiş mekanizmalarının güçlendirilmesi (istihdam, bölgesel gelişmişlik farkları ve düşük gelir gruplarının korunması), veri altyapısının ve izleme-raporlama-doğrulama kapasitesinin geliştirilmesi, kamu-özel sektör koordinasyonunun artırılması, uluslararası iklim finansmanına erişimin kolaylaştırılması ve para-maliye politikalarının uyumlu biçimde yürütülmesi.
Bu unsurların bir arada sağlanması durumunda Türkiye, hem 2053 net sıfır hedefine yaklaşabilecek hem de küresel yeşil değer zincirlerinde rekabet gücünü artırabilecektir.
SONUÇ
Yeşil ekonomi, ekonomik faaliyetlerin çevresel sınırlar içinde yeniden yapılandırılmasını; yeşil muhasebe, bu sürecin ölçülmesi ve raporlanmasını; ESG ise çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarının kurumsal ve finansal kararlara entegrasyonunu ifade etmektedir.
Bu üç alan, dışsallık teorisi, ekolojik ekonomi, doğal sermaye yaklaşımı, paydaş teorisi ve kurumsal teori gibi farklı teorik çerçevelerle ilişkilidir.
Türkiye’de 2025-2026 döneminde TSRS 1 ve TSRS 2’nin zorunlu hale gelmesi, 7552 sayılı İklim Kanunu’nun yürürlüğe girmesi, TR ETS’nin pilot uygulamaya başlaması, CBAM’ın kesin rejim aşamasına geçmesi ve Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı’nın (2026-2029) yayımlanması, söz konusu alanların yasal ve kurumsal düzeyde düzenlenmesine yönelik adımlar oluşturmuştur.
Para politikaları ve maliye politikaları, bu düzenlemelerin uygulanmasında farklı kanallar üzerinden rol oynamaktadır.
2053 net sıfır emisyon hedefi bağlamında, mevcut düzenlemelerin etkileri uygulama süreçleri, koordinasyon mekanizmaları ve sektörel uyum düzeyine bağlı olarak şekillenecektir.
KAYNAKÇA
Uluslararası Kurumsal ve Teorik Kaynaklar
1. United Nations Environment Programme (UNEP). About Green Economy. https://www.unep.org/explore-topics/green-economy/about-green-economy
2. United Nations. System of Environmental-Economic Accounting (SEEA). https://seea.un.org/en
3. Green Fiscal Policy Network. https://greenfiscalpolicy.org/
4. International Carbon Action Partnership (ICAP). Turkish Emission Trading System. https://icapcarbonaction.com/en/ets/turkish-emission-trading-system
5. IFRS Foundation / ISSB. Jurisdictional Profile – Türkiye (TSRS 1 ve TSRS 2). https://www.ifrs.org/content/dam/ifrs/publications/sustainability-jurisdictions/pdf-profiles/turkiye-ifrs-profile.pdf
Avrupa Birliği – CBAM / SKDM Resmi Kaynakları
6. European Commission – Taxation and Customs Union. Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM). https://taxation-customs.ec.europa.eu/carbon-border-adjustment-mechanism_en
7. European Commission. CBAM Legislation and Guidance. https://taxation-customs.ec.europa.eu/carbon-border-adjustment-mechanism/cbam-legislation-and-guidance_en
8. T.C. Ticaret Bakanlığı. AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) Ana Sayfa. https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/ab-sinirda-karbon-duzenleme-mekanizmasi
9. T.C. Ticaret Bakanlığı. AB SKDM Hakkında Genel Bilgiler ve Uygulama Mevzuatı. https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/ab-sinirda-karbon-duzenleme-mekanizmasi/ab-skdm-hakkinda-genel-bilgiler-ve-uygulama-mevzuati
Türkiye – Yasal ve Stratejik Belgeler
10. 7552 Sayılı İklim Kanunu. Resmî Gazete, 9 Temmuz 2025, Sayı: 32951. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/07/20250709-1.htm
11. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı. Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı (2026-2029). https://ms.hmb.gov.tr/uploads/2026/07/Ulusal-Yesil-Finans-Stratejisi-ve-Eylem-Plani-dab37989ecb6851c.pdf
12. T.C. Ticaret Bakanlığı. Yeşil Mutabakat Eylem Planı (2021). https://ticaret.gov.tr/data/60f1200013b876eb28421b23/mutabakat%20ye%C5%9E%C4%B0l.pdf
13. T.C. Ticaret Bakanlığı. Yeşil Mutabakat Eylem Planı ve Çalışma Grubu. https://ticaret.gov.tr/dis-iliskiler/yesil-mutabakat/yesil-mutabakat-eylem-plani-ve-calisma-grubu
14. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. Türkiye’nin İlk İklim Kanunu TBMM’de Kabul Edildi. https://csb.gov.tr/haberler/turkiyenin-ilk-iklim-kanunu-tbmm-de-kabul-edildi-302036
15. T.C. İklim Değişikliği Başkanlığı. Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği Taslağı. https://iklim.gov.tr/turkiye-emisyon-ticaret-sistemi-yonetmeligi-taslagi-yayimlandi-haber-4519
Sürdürülebilirlik Raporlama ve Finansal Düzenlemeler
16. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) / TSRS çerçevesi (ISSB uyumlu TSRS 1 ve TSRS 2 uygulamaları için yukarıdaki IFRS Jurisdictional Profile ve Resmî Gazete duyuruları esas alınmıştır).
17. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK). İklimle Bağlantılı Finansal Risklerin Yönetimine İlişkin Rehber ve Bankaların Yeşil Varlık Oranı Hesaplaması Hakkında Tebliğ (2025 düzenlemeleri). https://www.bddk.org.tr
MÜCTEBA ONURHAN ÖZMUMCU
EKONOMİST

