Özet
Türkiye ekonomisi 2026 son çeyreğinde klasik resesyon tanımının eşiğinde değil, potansiyel büyümenin altında seyreden, negatif çıktı açığının sürdüğü ve dışsal şoklara karşı uyum kapasitesinin zayıfladığı bir “kırılgan resesyon” rejiminde konumlanmaktadır. Eylül 2026’da Sermaye Piyasası Kurulu’nun yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunu tasfiyeye alması, finansal hızlandırıcı, servet etkisi, risk primi ve beklenti kanallarını eşzamanlı aktive etmiştir. Bu şok, dezenflasyon sürecinin talep kanalını güçlendirirken, güven ve risk primi kanallarını zayıflatmıştır. Para politikası yüzde 36 politika faiziyle ihtiyatlı gevşeme aşamasındadır. 2027-2029 Orta Vadeli Program enflasyon ve büyüme hedeflerini yukarı ve aşağı yönde revize etmiştir.
1. Kavramsal Çerçeve: Kırılgan Resesyon ve Aktarım Kanalları
Kırılgan resesyon, ekonominin teknik olarak ardışık iki çeyrek negatif büyüme eşiğini aşmadan potansiyel büyüme hızının belirgin biçimde altında seyretmesi, negatif çıktı açığının genişlemesi, istihdam ve sabit sermaye yatırımlarının zayıflaması ile iç ve dış şoklara karşı uyum kapasitesinin azalması durumunu ifade etmektedir. Bernanke-Gertler-Gilchrist finansal hızlandırıcı mekanizması, Ando-Modigliani servet etkisi, risk primi kanalı ve beklenti kanalı bu rejimde eşzamanlı işleyebilir.
Potansiyel büyüme yüzde 4,5 dolayında hesaplandığında, 2026 ilk yarı büyümesinin yıllık bazda yaklaşık yüzde 2,5’e yavaşlaması negatif çıktı açığının sürdüğünü göstermektedir. Fon krizi bu açığı iki kanaldan derinleştirir: birikim erimesi tüketim ve yatırımı kısarken, risk primi artışı dış finansman maliyetini yükseltir. Miktar teorisi uzun dönemde para arzı ile fiyatlar arasındaki bağı kurarken, kısa dönemde beklenti ve maliyet şokları baskındır. Türkiye’de 2023 sonrası ortodoks politikaya dönüşün kazanımları, 2026’da bu kanalların yeniden test edilmesiyle karşı karşıyadır.
2. Makroekonomik Görünüm ve Temel Ölçütler
2026 ikinci çeyreğinde yıllık büyüme yüzde 2,3, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış çeyreklik büyüme yüzde 1,1 olarak gerçekleşmiştir. Kesintisiz büyüme serisi 24 çeyreğe ulaşmıştır. Üçüncü çeyrek öncü göstergeleri çeyreklik büyümenin yüzde 0,5 civarına yavaşlayabileceğine işaret etmektedir. Özel tüketim büyümeye katkı vermeye devam etmekle birlikte ivme kaybetmiş; kamu tüketimi negatif katkı yapmıştır. İnşaat yatırımları daralırken makine-teçhizat yatırımları sınırlı artış göstermiştir.
Eylül 2026’da TÜFE aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 29,73 artmıştır. Yıllık enflasyon Kasım 2021’den bu yana ilk kez yüzde 30’un altına inmiştir. Çekirdek göstergeler yüzde 28-29 bandındadır. Yurt içi üretici fiyatları yıllık yüzde 27,38 yükselmiştir. Fon krizinin enflasyon üzerindeki birincil etkisi talep kanalından dezenflasyonisttir. Ters yönde işleyen kanallar da vardır: risk primindeki yükseliş kuru baskılarsa ithalat fiyatı geçişkenliği artar; finansal oynaklık enflasyon beklentilerinin çıpalanmasını geciktirecektir.
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi’nde 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,63 seviyesindedir. 12 ay sonrası beklenti yüzde 23,89’a yükselirken, 24 ay sonrası yüzde 17,94’e gerilemiştir. Hanehalkı 12 aylık enflasyon beklentisi yüzde 43,75, reel sektör beklentisi yüzde 31,80 düzeyindedir. Bu ayrışma, beklenti kanalının hâlâ yapışkan olduğunu göstermektedir. Tüketici güven endeksi Ekim 2026’da yüzde 7,7 düşüşle 84,8 seviyesine gerilemiştir.
İşsizlik oranı OVP projeksiyonlarında 2026’da yüzde 8,1, program sonunda yüzde 7,6 olarak öngörülmektedir. Dönem boyunca yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam hedeflenmektedir. Brüt dış borç/GSYH yüzde 31,6; toplam borç/GSYH yüzde 91 düzeyindedir. Kısa vadeli dış borç stoku kalan vadede 243,3 milyar dolar civarındadır.
3. Para Politikası Gidişatı: TCMB Enflasyon Raporları ve Faiz Patikası
TCMB, 2026 yılında yayımladığı üç Enflasyon Raporu (ER 2026-I, 2026-II ve 2026-III) aracılığıyla dezenflasyon sürecinin seyrini, enflasyon hedefleme çerçevesini, varsayımlarını, politika duruşunu ve makroekonomik görünümü sistematik biçimde kamuoyuna aktarmıştır. ER 2026-I’de (Şubat) 2026 ara hedefi yüzde 16, tahmin aralığı yüzde 15-21, nokta tahmin yüzde 18 civarıydı. Jeopolitik ve enerji şokları nedeniyle ER 2026-III’te (Ağustos) yıl sonu nokta tahmini yüzde 28’e yükseltilmiş, ara hedefler (2026 yüzde 24, 2027 yüzde 15, 2028 yüzde 9) korunmuştur. Orta vadeli yüzde 5 hedefi değişmemiştir. Piyasa beklentileri ile TCMB ara hedefleri arasındaki makas özellikle 2027 için belirgin düzeydedir.
22 Ekim 2026’da politika faizi 100 baz puan indirilerek yüzde 36’ya çekilmiştir. Bu, Ocak 2026’daki 100 baz puanlık indirimin ardından dokuz aylık sabit tutma döneminin sona ermesidir. Karar metninde enflasyonun ana eğilimindeki gerileme ve iç talepteki zayıf seyir vurgulanırken, yüksek enerji fiyatlarının yukarı yönlü risk oluşturduğu belirtilmiştir. Ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti sıkılığı desteklemektedir. Reel faiz pozitif bölgede kalmakla birlikte, değerleme etkilerinden arındırılmış rezervlerde son 12 ayda yaklaşık 30 milyar dolarlık düşüş yaşanmıştır. Erken gevşeme halinde dolarizasyon riski öne çıkmaktadır. Kredi büyümesine dayalı zorunlu karşılık sınırları Mayıs-Temmuz 2026’da sıkılaştırılmıştır.
4. Maliye Politikası ve 2027-2029 Orta Vadeli Program
6 Eylül 2026 tarihinde Resmî Gazete’nin 33362 sayılı mükerrer nüshasında yayımlanan 2027-2029 Orta Vadeli Program, kamu maliyesinin çok yıllı çerçeve belgesi olarak hem bütçe sürecini başlatmakta hem de özel kesim için öngörülebilirlik çapası işlevi görmeyi vaat etmektedir. 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,8’den yüzde 3,3’e, yıl sonu tüketici enflasyonu tahmini yüzde 16’dan yüzde 28,4’e revize edilmiştir. Tek haneli enflasyon hedefi 2027’den 2029’a (yüzde 9) ötelenmiştir. Büyüme patikası 2027’de yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029’da yüzde 5 olarak kademeli yükseliş öngörmektedir.
Önceki OVP ile karşılaştırıldığında büyüme ve sanayi aşağı, enflasyon ve dış açık yukarı revize edilmiş; 2026 bütçe açığı tahmini yüzde 3,5’ten yüzde 3,1’e iyileştirilmiştir. Brent petrol varsayımı önceki programdaki 64,3 dolardan ortalama 89,3 dolara yükselmiş; küresel enflasyon tahmini yüzde 3,6’dan yüzde 4,7’ye çekilmiştir. MENA bölgesinde 2026 büyümesi eksi yüzde 0,5 olarak öngörülmektedir. Program, mali uyumun vergi artışından çok faiz dışı harcama disipliniyle sağlanacağını; yönetilen ve yönlendirilen fiyatların enflasyon hedefleriyle uyumlu belirleneceğini vurgulamaktadır. Ancak fon krizinin vergi tabanı üzerindeki erozyonu ve yüksek enerji ithalatı maliyetleri mali aktarım kanallarını zayıflatmaktadır.
5. Fon Krizi: Mekanizma, Ölçek ve Sistemik Aktarım
Eylül 2026, Türkiye’de kolektif yatırımın hem nicel olgunlaşmasını hem de nitel kırılmasını aynı anda görünür kılmıştır. TEFAS’ta işlem gören 1.414 fonun yönettiği varlıklar 12,7 trilyon lirayı aşarken, yedi portföy yönetim şirketine bağlı 131 fon tasfiye sürecine alınmıştır. Etkilenen tekil yatırımcı sayısı 455.758’dir. Fonların nominal büyüklüğü 800-891 milyar lira (yaklaşık 18-20 milyar dolar) bandındadır. Tasfiye süresi altı aya çıkarılmış, süreçte kamu bankaları yetkilendirilmiştir.
Krizin mikro temeli, yüksek enflasyon döneminde reel getiri arayışının düşük likiditeli ve ilişkili pay senetlerinde yoğunlaşması, değerleme şeffaflığının zayıflaması ve geri ödeme taleplerinin karşılanamamasıdır. 2018 sonrası yüksek enflasyon dönemi fon ekonomisinin nicel sıçramasını tetiklemiştir. Mevduatın reel getirisinin erimesi para piyasası fonlarını ve döviz/altın temalı ürünleri öne çıkarmış; serbest fonlar kısıtlı düzenleme altında olağanüstü getiri vaatleriyle büyümüştür. Ağustos 2026’da yayımlanan Fon Rehberi serbest fon sayısı, sermaye artırımı, fiili dolaşımı düşük paylarda yoğunlaşma tavanları ve ilişkili taraf risklerini sıkılaştırmışsa da krizi engelleyememiştir.
Fon krizi, finansal hızlandırıcı, servet, güven ve risk primi kanallarını aynı anda aktive etmiştir. Yıllık enflasyonun yüzde 29,73’e inmesi talep zayıflığıyla uyumludur. Ters yönde risk primi ve kur kanalı yukarı yönlü risk eklemektedir.
6. Vergi Tabanı, Mali Aktarım Kanalları ve Muhasebe Düzeni
Birikim eridiğinde harcama kısılır, harcama kısılınca vergi tahsilatı da düşer. Vergi, gerçekleşen kazanç üzerinden alındığı için kâğıt üzerinde kalan kazanç matrahı daraltır. Bu, fon krizinin vergi tabanı ve mali aktarım kanalları üzerindeki doğrudan etkisidir. Yüksek enflasyon döneminde dolaylı vergilerin (KDV, ÖTV, ÖİV) toplam vergi gelirleri içindeki ağırlığı artmıştır. Özel İletişim Vergisi yüzde 10 oran ve maktu tutarlarla iletişim fiyatlarını yükseltmekte, regresif yapısı nedeniyle hizmet enflasyonuna katkıda bulunmaktadır.
Muhasebe düzeni ile reel ekonomi arasındaki ikilik, enflasyon muhasebesi uygulamaları, TFRS/TSRS geçişi ve vergi matrahı hesaplamaları üzerinden görünür olmaktadır. VUK matrahı ile TFRS gerçekliği arasındaki fark, dezenflasyon döneminde daha belirgin hale gelebilir. Enflasyon muhasebesi, dezenflasyon programı, İklim Kanunu, Emisyon Ticaret Sistemi (TR ETS) ve Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS 1-2) ile yeni bir katmana taşınmıştır. Kısa vadede yeşil geçiş “yeşil enflasyon” yaratabilecek; karbon fiyatlandırması enerji yoğun sektörlerde maliyetleri artıracaktır.
7. Hukuki Boyut: SPK, MASAK, Adli Süreç ve Hile Ekonomisi
Fon krizi, dar bir SPK ihlalinin ötesinde sistematik bir suç ekonomisi faaliyeti olarak değerlendirilmektedir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı örgüt, nitelikli dolandırıcılık, aklama ve sermaye piyasası mevzuatına aykırılık iddialarıyla yürütmektedir. 26 Eylül 2026 itibarıyla kamuoyuna yansıyan tablo 45 tutuklama, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığının dondurulmasıdır. MASAK tarafından durdurulan eylemler, hile ve gölge ekonomi bağlantılarını görünür kılmıştır.
Küresel mesleki hile araştırmaları, kuruluş gelirlerinin yaklaşık yüzde 5’inin hileye gittiğini tahmin eder. 2024 dünya hasılası ölçeğinde bu 5,5 trilyon ABD dolarını aşan bir mertebedir. Türkiye’de gölge ekonomi 2023 verileriyle GSYH’nin yüzde 16,1’i düzeyindedir (dünya ortalaması yüzde 11,8, Avrupa Birliği yaklaşık yüzde 9,1). Mali kayıp tahmini GSYH’nin yüzde 3-4’ü bandındadır. Adli muhasebe perspektifinden, ilişkili taraf işlemleri, fiili dolaşımı düşük paylarda yoğunlaşma ve geri alım yükümlülüğünün likiditeyle örtüşmemesi klasik risklerdir. Saklayıcı ile kurucu müteselsil sorumluluk rejimine tabidir. FATF gri listeden çıkış teknik uyumu yükseltmiş olsa da etkinlik notu orta banttadır. Kovuşturma stoku ve yurt dışı varlık iadesi geridedir.
8. Sektörel Etkiler, Enerji Şokları ve Doğal Afetler
Sanayi üretimi Ağustos’ta yıllık yüzde 1,9 gerilemiştir. İnşaat sektörü ikinci çeyrekte daralırken tarım yüzde 13,3 büyümüştür. Enerji ithalatçısı yapı, petrol fiyat şoklarını cari denge ve enflasyona hızlı aktarmaktadır. Brent petrolün 100 doların üzerine çıkması, savaş olmasaydı enflasyonun yaklaşık 7 puan daha düşük olabileceği değerlendirmesiyle birlikte okunmalıdır. Konut ekonomisi, servet birikimi ve enflasyona karşı koruma aracı olarak önemini korumaktadır. Türk Borçlar Kanunu ve Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesindeki düzenlemeler talep dinamiklerini şekillendirmektedir.
Doğal afetler, fiziksel sermaye stokunun ani ve asimetrik tahribi, beşeri sermaye erozyonu, tedarik zincirlerinin kırılması ve kamu maliyesinin koşullu yükümlülüklerinin realize olması yoluyla makroekonomik dengeleri eşzamanlı etkiler. 2023 Kahramanmaraş depremlerinin doğrudan hasarı 34 milyar doları aşmıştır. 14-15 Ekim 2026 İstanbul sel felaketi, sigorta penetrasyon açığı ve altyapı yetersizliği bağlamında güncel bir örnektir. Afet sonrası vergi matrahı erozyonu bütçe gelirlerini azaltırken, yeniden inşa talebi enflasyonist baskı yaratabilir. DASK’ın kamu reasürans desteği ve potansiyel Zorunlu Afet Sigortası (ZAS), risk transfer kapasitesini artırarak para politikasının dolaylı yükünü hafifletebilecektir.
9. Uluslararası Karşılaştırmalar ve Kredi Notu Dinamikleri
FED ve ECB’nin yüksek faiz döneminden kademeli gevşemeye geçişi ile TCMB’nin daha yüksek nominal ve reel faiz seviyesi arasında makas devam etmektedir. Scope Ratings, Türkiye’nin kredi notunu BB- (durağan) olarak teyit etmiş; 2027 enflasyonunu yüzde 25, politika faizini yüzde 30 civarında öngörmüştür. S&P, enflasyonun 2026’da yüzde 30,9, 2027’de yüzde 21,7 olmasını beklerken not artışı için rezerv iyileşmesi ve TL güveninin sürmesini şart koşmaktadır. Goldman Sachs, rezerv kaybı riskine dikkat çekmiştir. IMF ve Dünya Bankası büyüme tahminleri yüzde 2,7-2,8 bandındadır. OVP hedefleri ile uluslararası kuruluş tahminleri arasındaki makas, beklenti yönetimi açısından kritiktir. Kırılgan ekonomiler arasında Türkiye, yüksek dış finansman ihtiyacı ve enflasyon ataleti nedeniyle öne çıkmaktadır.
10. Risk Haritası, Kırılganlık Göstergeleri ve Politika Önerileri
Türkiye ekonomisinin 2026 son çeyreğinde içinde bulunduğu kırılgan resesyon rejimi, tek bir göstergeden ziyade eşzamanlı çalışan birden fazla aktarım kanalının kesişimiyle tanımlanmaktadır. Bu kanallar hem büyüme hem de dezenflasyon patikasını asimetrik biçimde etkilemektedir. Negatif çıktı açığı dezenflasyonu desteklerken, yapısal reform eksikliği potansiyel büyümeyi sınırlamakta ve şokların kalıcılığını artırmaktadır.
Finansal Hızlandırıcı ve Servet Etkisi Kanalı
Eylül 2026’da SPK’nın yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunu tasfiyeye alması, yaklaşık 455.758 yatırımcıyı ve 18-20 milyar dolarlık varlığı etkilemiştir. Bu şok, Bernanke-Gertler-Gilchrist finansal hızlandırıcı mekanizmasını aktive etmiştir. Likidite kısıtı ve değerleme belirsizliği, bilanço daralması yoluyla kredi koşullarını sıkılaştırmakta; servet erimesi ise Ando-Modigliani kanalıyla özel tüketim ve yatırımı kısma eğilimi yaratmaktadır. Bankacılık sektöründe takipteki kredi oranının yüzde 3,2’ye yükselmesi ve S&P’nin yıl sonu için yüzde 3,3-3,5 bandını öngörmesi bu kanalın bankacılık sistemine yansıdığını göstermektedir. Fon tasfiye sürecinin devam etmesi (Ekim 2026 itibarıyla tasfiye edilen fon sayısının azalmasına rağmen hâlâ önemli bir stok bulunması) güven kanalını da zayıflatmaktadır.
Risk Primi ve Beklenti Kanalı
Reel faiz pozitif bölgede kalsa da değerleme etkilerinden arındırılmış rezervlerdeki düşüş ve erken gevşeme algısı, dolarizasyon riskini canlı tutmaktadır. TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi’nde 2026 yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 29,63, 12 ay sonrasının yüzde 23,89 düzeyinde seyretmesi; hanehalkı beklentisinin ise yüzde 43,75’e kadar çıkması, beklenti çıpasının henüz tam kurulmadığını ortaya koymaktadır. Scope Ratings ve S&P’nin not görünümlerinde rezerv iyileşmesi ve TL güveninin sürmesini şart koşması, risk primi kanalının dış finansman maliyetleri üzerindeki etkisini teyit etmektedir. Jeopolitik gerilimler ve yüksek enerji fiyatları bu kanalı daha da hassas hale getirmektedir.
Maliyet İtişli Enflasyon Kanalı
Brent petrol fiyatlarındaki yükseliş ve gıda fiyatlarındaki oynaklık, talep kaynaklı dezenflasyonu sınırlamaktadır. TCMB’nin kendi hesaplamalarına göre savaş olmasaydı enflasyonun yaklaşık 7 puan daha düşük olabileceği değerlendirmesi, enerji şokunun büyüklüğünü göstermektedir. Yurt içi üretici fiyatlarının yıllık yüzde 27,38 artması, maliyet baskılarının üretici aşamasında hâlâ güçlü olduğunu ortaya koymaktadır. Bu kanal, yönetilen ve yönlendirilen fiyatların enflasyon hedefleriyle uyumlu belirlenmesi ihtiyacını artırmaktadır.
Mali Aktarım ve Vergi Tabanı Kanalı
Fon krizi nedeniyle kâğıt üzerinde kalan kazançların matrahı daraltması, dolaylı vergilerin (KDV, ÖTV, ÖİV) toplam vergi gelirleri içindeki yüksek ağırlığıyla birleştiğinde, iç talep zayıflamasının bütçe gelirleri üzerindeki otomatik stabilizatör etkisini sınırlamaktadır. 2027-2029 OVP’de bütçe açığı/GSYH oranının iyileştirilmesi hedeflense de, yüksek enerji ithalatı ve afet kaynaklı koşullu yükümlülükler mali aktarım kanalını zayıflatmaktadır. Enflasyon muhasebesi uygulamaları ile TFRS/TSRS gerçekliği arasındaki ikilik, dezenflasyon döneminde matrah erozyonunu daha görünür hale getirebilir.
Dışsal Şoklar Kanalı
Jeopolitik gerilimler, enerji fiyatları ve doğal afetler (14-15 Ekim 2026 İstanbul sel felaketi gibi) fiziksel sermaye stokunu, tedarik zincirlerini ve kamu maliyesinin koşullu yükümlülüklerini eşzamanlı etkilemektedir. 2023 depremlerinin 34 milyar doları aşan doğrudan hasarı, afet riskinin makroekonomik boyutunu göstermiştir. Sigorta penetrasyon açığı, yeniden inşa talebinin enflasyonist etkisini güçlendirebilir.
Politika Önerileri
Para politikasında dezenflasyon sürecine sıkı biçimde bağlı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir gevşeme patikası izlenmelidir. Erken ve hızlı indirimler, rezerv kaybı ve dolarizasyon riskini artırabilir. Fon krizi sonrası yatırımcı koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi, SPK-MASAK koordinasyonunun artırılması ve portföy yönetim düzenlemelerinin (ilişkili taraf işlemleri, likidite ve değerleme kuralları) sıkılaştırılması gerekmektedir. Vergi tabanının genişletilmesi, dolaylı vergi bağımlılığının azaltılması ve enflasyon muhasebesi ile TFRS uyumunun sağlanması mali aktarım kanalını güçlendirecektir. Enerji ve gıda şoklarına karşı tedarik zinciri politikaları ile yeşil dönüşüm yatırımlarının (TR ETS ve TSRS çerçevesinde) hızlandırılması, maliyet itişli enflasyonu sınırlayabilecektir. Doğal afet sigortası ve koşullu yükümlülüklerin şeffaf yönetimi, maliye politikasının öngörülebilirliğini artıracaktır. Yapısal reformlar kapsamında verimlilik artışı, kayıt dışılığın azaltılması, beşeri sermaye ve teknoloji yatırımları önceliklendirilmelidir.
2021-2023 araç setine dönülmemesi, 2024-2026 dönemindeki erken gevşemenin tekrarlanmaması ve tek senaryolu iyimserliğin terk edilmesi, politika tutarlılığının temel koşullarıdır. Bu çerçeve kurumsallaşmazsa kırılgan resesyon, kalıcı bir düşük büyüme rejimine dönüşme riski taşımaktadır.
SONUÇ
Türkiye ekonomisi, 2023 sonrası ortodoks politikalara dönüşün kazanımlarını korumak durumundadır. Eylül 2026 fon krizi, enerji fiyat şokları ve 2027-2029 OVP revizyonları bu süreci eşzamanlı olarak test etmektedir. Yıllık enflasyonun yüzde 29,73’e inmesi ve negatif çıktı açığının sürmesi dezenflasyon açısından olumlu sinyaller verse de, beklenti ayrışması, rezerv dinamikleri ve vergi tabanı erozyonu kırılganlığı canlı tutmaktadır. Uluslararası karşılaştırmalarda yüksek reel faiz ve dezenflasyon ilerlemesi olumlu değerlendirilse de, kredi notu görünümleri rezerv iyileşmesi ve TL güveninin sürekliliğine bağlıdır.
Kırılgan resesyon eşiğinden kalıcı çıkış, mali-parasal koordinasyonun güçlendirilmesi, hukuki belirliliğin artırılması ve yapısal reformların kararlılıkla uygulanmasıyla mümkündür. Politika tutarlılığı ve şeffaflık, hem iç talep kanalının hem de dış finansman koşullarının istikrar kazanmasının ön koşuludur.
KAYNAKÇA
Makroekonomik Göstergeler ve Büyüme
• Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, II. Çeyrek: Nisan-Haziran 2026: https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Donemsel-Gayrisafi-Yurt-Ici-Hasila-II.-Ceyrek:-Nisan—Haziran,-2026-53777
• Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB), 2026 Yılı 2. Çeyrek Büyüme Verileri: https://www.sbb.gov.tr/2026-yili-2-ceyrek-buyume-verileri/
• TÜİK, Güncel Göstergeler (TÜFE, İşsizlik, Sanayi Üretimi, Tüketici Güveni): https://www.tuik.gov.tr/Home/GostergelerPartial
• TÜİK, Tüketici Fiyat Endeksi Eylül 2026: https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Tuketici-Fiyat-Endeksi-Eylul-2026-54117
• TÜİK, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi Eylül 2026: https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Yurt-Ici-Uretici-Fiyat-Endeksi-Eylul-2026-54118
Para Politikası, TCMB Kararları ve Enflasyon Raporları
• Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Enflasyon Raporu 2026-III (13 Ağustos 2026) tam metin: https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/tr/tcmb+tr/main+menu/yayinlar/raporlar/enflasyon+raporu/2026/enflasyon+raporu+2026+-+iii
• TCMB, Enflasyon Raporu 2026-III PDF: https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/740c52dd-06ee-4270-84c1-6d1ff0e7f3a6/enf26_iii_tam.pdf?MOD=AJPERES
• TCMB, Inflation Report 2026-III (İngilizce): https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/EN/TCMB+EN/Main+Menu/Publications/Reports/Inflation+Report/2026/Inflation+Report+2026+-+III
• TCMB, Para Politikası Kurulu Kararları ve Basın Duyuruları: https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Duyurular/Basin+Duyurulari/
• TCMB, Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçları: https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Egilim+Anketleri/Piyasa+Katilimcilari+Anketi/
• TCMB, Sektörel Enflasyon Beklentileri: https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Istatistikler/Egilim+Anketleri/Sektorel+Enflasyon+Beklentileri/
Maliye Politikası ve Orta Vadeli Program
• Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB), Orta Vadeli Program (2027-2029) açıklandı: https://www.sbb.gov.tr/orta-vadeli-program-2027-2029-aciklandi/
• SBB, Orta Vadeli Programlar ve Orta Vadeli Mali Planlar arşivi: https://www.sbb.gov.tr/orta-vadeli-programlar-ve-orta-vadeli-mali-planlar/
• Resmî Gazete, 6 Eylül 2026 tarih ve 33362 sayılı mükerrer sayı (Karar Sayısı: 11752): https://www.resmigazete.gov.tr/
• Hazine ve Maliye Bakanlığı: https://www.hmb.gov.tr/
Fon Krizi, SPK Kararları ve Sermaye Piyasası
• Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bültenler ve kararlar (2026/60, 2026/61 ve ilgili bültenler): https://www.spk.gov.tr/
• Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB), istatistikler: https://www.tspb.org.tr/
• TEFAS, Fon Piyasası verileri: https://www.tefas.gov.tr/
Uluslararası Kuruluşlar ve Kredi Notları
• Uluslararası Para Fonu (IMF), World Economic Outlook: https://www.imf.org/en/Publications/WEO
• Dünya Bankası, Türkiye ülke sayfası ve raporlar: https://www.worldbank.org/en/country/turkey
• OECD, Türkiye Ekonomik Görünümü: https://www.oecd.org/economy/turkey-economic-snapshot/
• Scope Ratings, Türkiye kredi notu değerlendirmeleri: https://www.scoperatings.com/
• S&P Global Ratings, Türkiye değerlendirmeleri: https://www.spglobal.com/ratings/
• BBVA Research, Türkiye ekonomi raporları: https://www.bbvaresearch.com/en/category/geographies/turkey/
Hukuki, Mali Suç ve Diğer Kurumsal Kaynaklar
• Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK): https://www.masak.gov.tr/
• Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK): https://www.dask.gov.tr/
• Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD): https://www.afad.gov.tr/
MÜCTEBA ONURHAN ÖZMUMCU
EKONOMİST

