Makro İktisat

DIŞLAMA ETKİSİ (CROWDING OUT) VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

Devletin, bütçe açıklarını finanse etmek veya kamu yatırımlarını artırmak amacıyla piyasadan yüksek miktarda borçlanması, finansal piyasalardaki sınırlı kaynakları büyük ölçüde kendi üzerine çekmektedir.

 Bu durum, fon maliyetlerinin yani faiz oranlarının yükselmesine ve özel sektörün yatırımlarını finanse edecek uygun maliyetli kredi bulamamasına yol açmaktadır.

İktisat literatüründe bu duruma Dışlama Etkisi (Crowding Out) adı verilmektedir. Kısacası devlet, piyasadaki ağırlığıyla özel sektörü “oyunun dışına” itmektedir.

Maliye Politikaları Ve Para Politikaları Üzerinden Dışlama Etkisi

Dışlama etkisi, doğrudan hükümetin yürüttüğü maliye politikası ile Merkez Bankası’nın yürüttüğü para politikasının arasındaki politika çatışmalarından doğmaktadır .

 Maliye Politikası:

Hükümetler, ekonomik büyümeyi teşvik etmek, altyapı projeleri gerçekleştirmek veya bütçe açıklarını kapatmak için kamu harcamalarını kullanmaktadır .

Bu harcamalar vergilerle karşılanamadığında devlet, Hazine aracılığıyla piyasaya tahvil ve bono ihraç ederek borçlanmaktadır.

Maliye politikasındaki bu aşırı borçlanma iştahı, dışlama etkisinin ana tetikleyicisidir. Devlet, sınırlı fonları emerek piyasadaki likiditeyi daraltmaktadır.

 Para Politikası :

Merkez Bankası ise fiyat istikrarını sağlamak ve enflasyonu kontrol etmek amacıyla politika faizini ve piyasadaki likiditeyi yönetmektedir.

 Dışlama etkisinin şiddeti, Merkez Bankası’nın duruşuna bağlıdır. Hükümet piyasadan yüksek oranda borçlanırken Merkez Bankası sıkı bir para politikası izlerse (piyasaya ekstra para sürmezse), faiz oranları keskin bir şekilde artmakta ve özel sektör yatırımları sert bir şekilde dışlanmaktadır.

Borçlanma Etkilerinin Karşılaştırması

Dışlama etkisinin reel sektöre vurduğu darbe, en net borçlanma piyasalarındaki davranış değişikliklerinde görülmektedir.

Kamu ve özel sektör borçlanma dinamikleri şu şekilde ayrışmaktadır:

 Kamu Borçlanması ve Risksiz Getiri Tercihi: Devletin iflas etme riski yerel para birimi cinsinden çok düşük kabul edildiği için, bankalar ellerindeki mevduatı devlet tahvillerine yatırmayı daima “güvenli liman” olarak görmektedir.

Bütçe açıkları büyüdükçe devlet, borç bulabilmek için tahvil faizlerini yüksek tutmak zorunda kalmaktadır.

Finans sektörü, riski yüksek reel sektöre kredi vermek yerine, yüksek getirili risksiz devlet tahvillerine yönelecektir.

 Özel Sektör Borçlanması ve Maliyet Şoku: Bankaların kaynaklarını devlete aktarmasıyla piyasada işletmelere verilecek fon miktarı hızla azalmaktadır.

Azalan fonlar, krediler için uygulanan faiz oranlarını yukarı çekmektedir. Artan finansman maliyetleri, özel sektör firmalarının yeni yatırım, teknoloji ve istihdam planlarını kârsız hale getirmektedir.

Sonuç olarak, yatırımlar ya  iptal edilmektedir ya da ertelemektedir.

İktisat Teorilerinde Dışlama Etkisi Yaklaşımları

Makroekonomik dengede, kamu harcamalarının (G) özel sektör yatırımlarını (I) ne ölçüde azaltacağı iktisat teorisinin en köklü tartışmalarından biridir. Temel makroekonomik denklem olan  Y = C + I + G + NX üzerinden bakıldığında, farklı okulların yorumları şöyledir:

 Klasik İktisat (Tam Dışlama): Klasik teoriye göre ekonomi her zaman tam istihdam seviyesindedir ve piyasadaki tasarruf hacmi (ödünç verilebilir fonlar) sabittir.

Bu nedenle devlet piyasadan borçlandığında, faiz oranları kesin olarak yükselmektedir.

Klasiklere göre dışlama etkisi tamdır; yani devletin artırdığı her 1 birimlik harcama, özel sektör yatırımlarını tam 1 birim azaltmaktadır.

Maliye politikasının ekonomiyi canlandırıcı hiçbir gücü yoktur.

 Keynesyen İktisat (Kısmi Dışlama veya Etkisizlik): Keynesyen yaklaşıma göre ekonomide atıl kapasite vardır. Devlet harcamalarını artırdığında, çarpan mekanizmasıyla milli gelir artmaktadır. Gelir arttıkça toplumun tasarrufları da artacağı için, faiz oranlarındaki yükseliş sınırlı kalmaktadır.

Özellikle kriz dönemlerinde dışlama etkisi sıfıra yakındır; aksine devlet harcamaları ekonomiye can suyu olmaktadır.

 Monetarist Yaklaşım (Parasalcı Görüş): Milton Friedman’ın öncülüğünü yaptığı bu okula göre, para arzı sabit tutulurken sadece kamu harcamaları artırılırsa, bu durum kısa vadede gelir artışı sağlasa da uzun vade de faiz oranlarını yükseltmekte ve özel yatırımları kesin olarak dışlamaktadır. Monetaristler, özel sektörün devletten daha verimli olduğunu savunmaktadır.

 Ricardocu Denklik Hipotezi: Bu teori, faiz oranlarından ziyade beklentilere odaklanmaktadır. Devlet borçlanarak harcama yaptığında rasyonel bireyler, bu borcun gelecekte kendilerinden “yüksek vergi” olarak alınacağını öngörmektedir . Bu yüzden bireyler , bugün harcamalarını kısarak tasarrufa yönelmeyi tercih etmektedir.

Özel sektör kendi harcamasını kıstığı için devletin canlandırıcı maliye politikası anında nötrlenmiş olacaktır.

Çifte Dışlama ve CDS (Risk Primi) Etkisi

Klasik iktisat teorileri genellikle dışlama etkisini kapalı bir ekonomi modeli üzerinden okumaktadır.

Ancak günümüzün entegre finansal dünyasında, özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ve dış finansmana ihtiyaç duyan açık ekonomilerde dışlama etkisi evrim geçirmiştir.

Buna “Çifte Dışlama Etkisi” denmektedir.

Kamu borçlanmasının aşırı artması ve rasyonel olmayan (ortodoks dışı) para politikası denemeleri, uluslararası piyasalarda ülkenin makroekonomik istikrarına yönelik güveni zedelemektedir.

Bu güvensizlik, ülkenin Kredi Temerrüt Takası (CDS – Risk Primi) puanını hızla yukarı çekmektedir.

Risk priminin fırlamasıyla beraber özel sektör firmaları için sadece yurt içindeki TL cinsi krediler değil, aynı zamanda uluslararası piyasalardaki döviz cinsi krediler (sendikasyon kredileri, eurobond ihraçları) de ulaşılamaz veya aşırı pahalı hale gelmektedir.

Yani devlet;

1) İçerideki sınırlı tasarrufu emerek içsel dışlama yaratmaktadır.

2) Ülke risk primini (CDS) bozarak özel sektörü yabancı sermayeden de mahrum bırakır ve dışsal dışlama yaratmaktadır.

Türkiye Ekonomisi ve Dışlama Etkisi

Türkiye’nin ekonomi tarihi, bu teorilerin sahada nasıl işlediğinin en net örnekleriyle doludur.

1990’lar ve Rant Ekonomisi (Klasik Dışlama):

1990’lı yıllarda Türkiye, yüksek enflasyon ve devasa bütçe açıkları sarmalındadır.

Devlet, bu açıkları kapatmak için çok yüksek faizlerle iç piyasadan borçlanmıştır.

Bankalar, asıl işlevleri olan reel sektörü fonlamak yerine mevduat toplayıp bu parayı yüksek getirili devlet tahvillerine (DİBS) yatıran birer “rant kurumu” haline gelmiştir.

Bu dönemde özel sektörün yatırımları adeta durma noktasına gelerek tam bir dışlama etkisi yaşanmıştır.

2000’ler ve Yer Açma Etkisi (Crowding In):

2001 Krizi’nin ardından uygulanan sıkı mali disiplin sayesinde bütçe açıkları daralmış  ve kamu borçlanma ihtiyacı azalmıştır.

Devletin borçlanma piyasasından çekilmesiyle faizler düşmüş  ve bankalar rotalarını mecburen yeniden reel sektöre çevirmiştir.

Bu döneme, dışlamanın tam tersi olan “İçleme” veya “Yer Açma Etkisi” (Crowding In) adı verilmektedir.

Güncel Dinamikler ve Çifte Açmaz

 Günümüzde ise Türkiye ekonomisinde çok daha kompleks bir yapı gözlemlenmektedir.

Bir yandan enflasyonu düşürmek için sıkı para politikaları uygulanırken, diğer yandan çeşitli sosyal politikalar ve teşvikler sebebiyle kamu harcamaları yüksek seyretmektedir.

Genişletici maliye politikasının yarattığı kamu borçlanma ihtiyacı, sıkılaşan finansal koşullarla birleştiğinde özel sektörün uygun maliyetli krediye erişimini ciddi şekilde zorlaştırmaktadır

SONUÇ

Türkiye’de sürdürülebilir, istihdam yaratan bir ekonomik büyümenin tesisi için özel sektör yatırımlarına ihtiyaç vardır.

Bu yatırımların canlanmasıysa ancak kamu harcamalarının rasyonelleştirilerek piyasadan devlete çekilen fonların serbest bırakılmasına (yer açma etkisine) ve maliye politikası ile para politikasının tam bir senkronizasyon içinde çalışmasına bağlıdır.

KAYNAKÇA

 Türkiye’de Dışlama ve Yer Açma Etkisi (2017) – Mahfi Eğilmez, Kendime Yazılar

 Ekonomide Dışlama Etkisi ve Yatırım Davranışları – Ekonomim

 Crowding Out Effect of Government Spending on Private Investments in Turkey – DergiPark (Kafkas Üni. SBE Dergisi)

 Dışlama Etkisi (Crowding-out) Nedir? – Ekonomim Sözlük

MÜCTEBA ONURHAN ÖZMUMCU

EKONOMİST

Bunlar da hoşunuza gidebilir...