Makro İktisat Vergi

ENFLASYONİST SÜREÇLERİN VERGİ İCRA SÜREÇLERİNE YANSIMASI

Türkiye ekonomisinde kronik yüksek enflasyon, vergi idaresinin alacak tahsilat ve icra mekanizmalarını derinden etkilemektedir. Enflasyonist süreçler, vergi borçlarının reel değerini eritirken, gecikme zammı oranları, haciz uygulamaları ve tahsilat etkinliğini dönüştürmektedir. 

Enflasyonun Vergi Alacağının Reel Değerine Etkisi (Olivera-Tanzi Etkisi)

Yüksek enflasyon, vergi borcunun doğumu ile tahsilatı arasındaki gecikme süresinde paranın satın alma gücünü hızla düşürmektedir. Literatürde Olivera-Tanzi etkisi olarak bilinen bu olgu, devletin reel vergi gelirlerini eritmektedir.

•  Beyanname, tarhiyat, tebliğ ve tahakkuk süreçleri aylarca sürmektedir.

•  Enflasyon yüksekken (2022-2024 zirveleri gibi), reel kayıp belirgin düzeyde hissedilmektedir.

•   Nominal tahsilat artsa da reel kamu geliri azalır, bütçe açıkları büyümektedir.

Türkiye’de 2020’ler boyunca bu etki yoğun yaşanmış, vergi gelirlerinin reel erozyonuna yol açmıştır. Maliye politikası açısından Olivera-Tanzi etkisi, bütçe açıklarını artırarak enflasyonu besleyen bir döngü yaratmaktadır. Olivera- Tanzi etkisiyle oluşan açığın finansmanı parasal genişlemeyle yapılırsa  enflasyon körüklenmekle birlikte vergi kayıpları daha da  derinleşmektedir.

Gecikme Zammı ve Gecikme Faizinin Enflasyona Karşı Koruma Rolü

6183 sayılı Kanun ve Vergi Usul Kanunu uyarınca:

•  Zamanında ödenmeyen amme alacaklarına aylık gecikme zammı uygulanır (13 Kasım 2025 itibarıyla %3,7’ye indirilmiştir; yıllık ~%44,4).

•  Gecikme faizi tahakkuk sonrası işler; pişmanlık zammı da aynı orana bağlıdır.

Enflasyon zammı oranını aştığında (özellikle 2022-2024 dönemlerinde), borçlular için “borcu eritmek avantajlı” algısı oluşur. Maliye politikası da  burada kritik rol oynamaktadır: Daraltıcı maliye (vergi tabanı genişletme, harcama kısıtlaması) enflasyonu frenlerken, gecikme zammının enflasyona endekslenmemesi reel korumayı zayıflatmaktadır. Bu durum da icra süreçlerini hızlandırır ancak tahsilat oranını düşürmektedir. Yapılacak olası indirim olasılıkları , dezenflasyon sürecinde borçluya rahatlama sağlasa da uzun vadede tahsilat kaybı riski taşır. Bu durum çıktısında da ; vergi  harcaması yoluyla vergi geliri tahsilatı yapılması reel vergi gelirini düşürmektedir. Maliye politikasının dezenflasyonist etkisi de azalmaktadır.

 İcra ve Haciz Süreçlerindeki Yansımalar

Enflasyonist ortamda icra aşamaları şöyle etkilenir:

•  Hacizli malların reel değer kaybı: Satış uzadıkça değer düşer, borç karşılanamayabilir.

•  Borçlunun ödeme güçlüğü: Gelir erozyonu icra dosyalarını çoğaltır, tahsilat oranı azalır.

•  Yeniden değerleme oranı: Borç bakiyesine uygulanacak olan her oran , cezaları ve alacakları şişir ve enflasyonist durumda yeniden değerleme oranı daha yüksek çıktığı için borç bakiyesi daha da şişer, alacak bakiyesi ve cezalar daha çok artsa dahi tahsilat güçlüğü riski de daha çok arttığı için tahsilat yetkinliği etkin olarak azalır.

•  Af/yapılandırma beklentisi: Yüksek enflasyonda ödemeyi erteleme eğilimi icra yükünü artırır.

Maliye politikası açısından yüksek enflasyon, vergi tabanını daraltır (kayıt dışı artışı) ve bütçe açıklarını büyütür. Daraltıcı politikalar da vergi gelirini artırıcı yönde olduğu için vergi adaleti kısmına azami önem gösterilmezse vergi gönüllüğü ve vergi geliri daha çok azalacaktır. Bu durum da mevcut kayıt dışılığı daha çok artırır.

Maliye Politikası Açısından Değerlendirme: Dezenflasyon Programı ve Vergi İcra İlişkisi

Yüksek enflasyon dönemlerinde maliye politikası, bütçe açıklarını kapatmak ve toplam talebi dengelemek için vazgeçilmezdir. Ancak maliyet boyutunu dengelemek için de vergi tahsilat kapasitesinin daha çok artırılacağı ve vergi gönüllüğüne zarar vermeyen sıkı maliye politikası şarttır. Bu da gelir dağılımını dikkate alan bir vergi politikasıyla mümkündür.

•  IMF değerlendirmesine göre (2025 4. Madde Konsültasyonu), Eylül 2024’te %49,4 olan enflasyon Aralık 2025’te %30,9’a gerilemiş; 2026 sonunda %23 hedeflenmektedir.

•  Güçlü mali disiplin ve vergi tabanı genişletme (yapay zeka denetimleri dahil), Olivera-Tanzi etkisini hafifletir.

•  Nötr maliye politikası, iç talebi dengelerken icra öncesi müdahaleleri (risk uyarıları, düzeltmeler) güçlendirir; tahsilat oranını yükseltir.

•  Başarılı dezenflasyon, gecikme zammının reel koruma sağlamasını kolaylaştırır; icra yükünü azaltır. Vergi tahsilatı ve vergi gönüllüğü de artacağı için devlet gelirleri de artacaktır.

Başarısız maliye politikası  (açık finansmanı para basmayla) uygulamaları görülürse icra tıkanıklığının yaşanma olasılığı artacaktır. Dolayısıyla vergi gelirleri azalacaktır ve enflasyon artacaktır.

Yapay Zeka Destekli Denetimlerin Enflasyonist Ortamdaki Rolü

GİB ve VDK’nın KURGAN ve KAŞİF gibi yapay zeka destekli  sistemleri, sahte belge ve riskli işlemleri anlık tespit eder

. Enflasyon yüksekken artan kayıt dışı eğilimleri erken yakalayarak borç oluşumunu ve icra ihtiyacını azaltır. Maliye politikası açısından bu, vergi uyumunu artıran yapısal bir araçtır; dezenflasyon sürecinde tahsilat oranını yükselteceği gibi vergiye gönüllüğü ve vergi adaletine de katkıda bulunacaktır.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Türkiye son dönemlerde  kırılgan resesyon riskli  bir ekonomik  süreçten geçmektedir.

Türkiye açısndan Kırılgan resesyon, ekonomi resesyona (ardışık negatif büyüme) henüz tam girmemiş olsa da  büyümeye rağmen , yüksek borç, jeopolitik riskler ve şoklara karşı aşırı hassasiyet nedeniyle kırılgan resesyonist riski yüksektir. Kırılgan resesyonist süreç hem enflasyon riskini hem de enflasyonla yaşanacak olan kronik sorunları artırmaktadır. Dolayısıyla kırılgan resesyonist bir ekonomi vergi icrasını reel erozyon ve ödeme güçlüğü üzerinden çift taraflı zorlamaya riskini de beraberinde getirecektir.

Kırılgan  resesyonist ekonomiyi ve dolayısıyla vergi  icra süreçlerinin önümüzdeki  dönemlerde kronikleşmemesi için;

gecikme zammının enflasyona daha duyarlı hale getirilmesi, icra süreçlerinin tamamen dijitalleştirilmesi, maliye ile para politikası eşgüdümünün korunması ve yapısal reformların derinleştirilmesiyle vergi adaleti ve kamu mali dengesi daha kalıcı bir zemine oturtulabilecektir.

Bu durum da devletle vatandaşı hem daha bilinçli hem de daha birbirine güvenli olması durumunu da yaracaktır.

Enflasyonla mücadele ne kadar etkin olursa vergi icra süreçleri o kadar azalacaktır ama aksi takdirde  kronikleşen süreçler artmaya devam edecektir.

Ancak son iki yıldaki güçlü mali disiplin denemeleri , dijital denetim araçlarının devreye girmesi  kronikleşen süreci çözmek için atılan iyi adımlar olmuştur. Bu gelişmeler de sürecin çözümü için  umudumuzu artırmaktadır.

KAYNAKÇA

•  IMF Türkiye Dezenflasyon Değerlendirmesi (2025 4. Madde Konsültasyonu): https://www.imf.org (resmi raporlar için IMF sitesi; BloombergHT özeti: https://www.bloomberght.com/imf-turkiye-nin-dezenflasyon-programi-basarilar-gosterdi-3769246)

•  Vergiport – Yapay Zeka ve KURGAN: https://vergiport.com/blog/vergi-incelemelerinde-yeni-yaklasimlar-yapay-zeka-denetimleri-ve-kurgan-uygulamalari

•  Uyumsoft – KAŞİF Sistemi: https://www.uyumsoft.com/blog/vergi-denetiminde-yapay-zeka-destekli-yeni-takip-ve-analiz-sistemi-kasif

•  Resmi Gazete – Gecikme Zammı Kararı (10556 sayılı): https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/11/20251113-2.pdf

•  Hazine ve Maliye Bakanlığı – Olivera-Tanzi Etkisi Çalışmaları: https://ms.hmb.gov.tr/uploads/2019/09/Huseyinsen.pdf

•  MuhasebeTR – Yüksek Enflasyon ve Vergi Politikaları: https://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/erbilunal/003

MÜCTEBA ONURHAN ÖZMUMCU

EKONOMİST

Bunlar da hoşunuza gidebilir...