Orta Doğu’nun jeopolitik dinamiklerinde Türkiye ve İran, aynı coğrafi havzada yer almalarına rağmen yapısal farklılıkları nedeniyle risklere karşı belirgin bir asimetri sergilemektedir.
28 Şubat 2026’da başlayan ABD-İsrail operasyonlarıyla tetiklenen İran Savaşı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen abluka altına alması, bu ayrışmayı somut bir inceleme perspektifine dönüştürmüştür. İran, enerji altyapısına yönelik doğrudan tahribat ve ihracat kanallarının tıkanmasıyla yapısal bir darbe alırken; Türkiye, enerji ithalatçısı konumunda yükselen maliyetler, sermaye çıkışı ve enflasyonist baskılarla dolaylı etkiler yaşamaktadır.
Temel Makroekonomik Göstergeler: Hacimsel Üstünlük ve Derinleşen Yapısal Uçurum
Mart 2026 itibarıyla Türkiye ekonomisi, İran’a kıyasla hacim ve direnç bakımından belirgin bir üstünlük korumaktadır. Nominal GSYİH açısından Türkiye’nin 2024 değeri yaklaşık 1,36 trilyon dolar seviyesinde gerçekleşmiş olup, 2025’te %3,6’lık büyüme ile 1,57 trilyon dolar bandına ulaşmıştır. İran’ın aynı dönemdeki GSYİH’sı ise yaklaşık 475 milyar dolar aralığında kalmış; savaş öncesi dönemde bile sınırlı büyüme gösteren ekonomi, 2025’te kontraksiyon eğilimine girmiştir. Kişi başına GSYİH’da fark daha çarpıcıdır: Türkiye’de 2025 tahmini yaklaşık 18.646 dolar bandında seyrederken, İran’da bu rakam yaklaşık 4.430 dolar civarındadır.
Enflasyon, jeopolitik şokların en keskin yansıması niteliğindedir. Türkiye’de 2025 sonu enflasyonu %31 civarında gerçekleşmiş; savaşın enerji maliyetlerini tetiklemesi nedeniyle 2026 tahminleri %28,9’a revize edilmiştir. İran’da ise enflasyon %42-52 aralığı bandına tırmanmış; savaş hasarı, para politikası zorlukları ve 10 milyon riyallik büyük banknot basımı hiperenflasyonist baskıları güçlendirmiştir.
İşsizlik oranları nispeten yakın değerler göstermektedir (Türkiye Ocak 2026’da %8,1; İran son verilerde %8-9). Ancak Türkiye’nin turizm, sanayi ve hizmet sektörlerindeki istihdam esnekliği, İran’ın petrol odaklı ve yaptırımlarla izole edilmiş yapısına göre daha güçlü bir toparlanma potansiyeli sunmaktadır.
Bu göstergeler, Türkiye’nin daha büyük, çeşitlendirilmiş ve üretken bir ekonomik altyapıya sahip olduğunu; İran’ın ise enerji bağımlılığı ve dış kısıtlamalar nedeniyle yüksek kırılganlık taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır. Jeopolitik riskler, bu yapısal uçurumu daha da derinleştirmiştir.
Sektörel Yapılar: Çeşitlilik Mozaği ve Tek Ürün Bağımlılığı
Türkiye ekonomisi, otomotiv, tekstil, turizm, inşaat ve hizmet sektörlerinin geniş yelpazesiyle “adaptif bir mozaik” oluşturmaktadır. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasının sağladığı ihracat kanalları ve altyapı yatırımları, sanayi üretimini desteklerken turizm gelirleri döviz girişini güçlendirmektedir. İran ekonomisi ise dünyanın önde gelen petrol ve doğalgaz rezervlerine dayalı “tek ürün modeli”ne sahiptir. Petrokimya ve madencilik önemli rol oynasa da uluslararası yaptırımlar, bankacılık izolasyonu ve teknoloji transferi eksikliği verimliliği sınırlamakta; yabancı sermaye girişini neredeyse sıfıra indirmektedir. Savaşın enerji tesislerine verdiği doğrudan hasar, bu bağımlılığı çok ciddi bir zaafa dönüştürmüştür.
Jeopolitik riskler, bu sektörel karşıtlığı keskinleştirmiştir: Türkiye’nin çeşitliliği dolaylı şokları kısmen absorbe ederken, İran’ın enerji temelli modeli doğrudan ve yıkıcı darbelere maruz kalmıştır.
Jeopolitik Risklerin Asimetrik Etkileri: Doğrudan Yıkım ve Dolaylı Bulaşma Dinamikleri
2026 İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı krizi, jeopolitik risklerin ekonomik sonuçlarını asimetrik bir biçimde ortaya çıkarmıştır. İran’da riskler yapısal çöküşe yol açarken, Türkiye’de yönetilebilir adaptasyon baskısı yaratmaktadır.
İran’da Doğrudan Yıkım ve Uzun Vadeli Felç: Savaş, rafineriler, limanlar ve depolama tesislerini ağır hasara uğratmış; petrol üretimi ve ihracatı kesintiye uğramıştır. Analizlere göre GSYİH’da %10’a varan daralma beklenmekte; iç talep çökmüş, sermaye kaçışı hızlanmış ve para birimi rekor bir seviyede düşük seviyelere gerilemiştir. Hürmüz Boğazı’nın fiili abluka altına alınması (günlük tanker trafiğinin %90-95 azalması ve en az 21 ticari gemiye saldırı), İran’ın kendi petrol ihracatının yaklaşık %80’ini felç etmiştir. Kısa vadede “misilleme aracı” olarak görülen bu strateji, uzun vadede gıda ithalatı zorluklarını, hiperenflasyonu ve sosyal huzursuzlukları derinleştirmektedir. Yaptırımların zayıflattığı bankacılık sistemi, dış finansmana erişimi tamamen kaybetme noktasına gelmiştir. İran ekonomisini , altyapı tahribatı ve gelir kaybından dolayı yıllara yayılacak bir toparlanma süreci beklemektedir.
Türkiye’de Dolaylı Bulaşma ve Adaptasyon Kapasitesi: Türkiye doğrudan çatışmaya katılmamış olsa da enerji ithalatçısı kimliğiyle önemli dolaylı maliyetlerle karşılaşmıştır. Brent petrolün 100-120 dolar bandına çıkması, cari açığı genişletmiş; her 10 dolarlık artışın milyarlarca dolar ek maliyet getirdiği tahmin edilmektedir. Yabancı yatırımcı çıkışı 23-30 milyar dolar seviyesine ulaşmış; turizm ve bölgesel ticaret yavaşlamıştır. Enflasyon baskısı artmış ve büyüme tahminleri aşağı revize edilmiştir. Buna rağmen diplomatik arabuluculuk rolü, alternatif enerji rotaları ve tedarik çeşitlendirmesi fırsatları yaratmış; AB entegrasyonu şokları kısmen tamponlamıştır. Bölgesel istikrar arayışlarında Türkiye’nin stratejik konumu güçlenmiş; enerji güvenliği yatırımları ivme kazanmıştır.
Bu asimetri, jeopolitik risklerin maruziyet türüne göre farklılaştığını göstermektedir: İran’da doğrudan tahribat yapısal çöküşe yol açarken, Türkiye’de dolaylı etkiler yönetilebilir adaptasyon gerektirmektedir. Türkiye’nin çeşitlendirilmiş yapısı, bu süreçte daha yüksek bir direnç katsayısı sağlamaktadır.
Maliye ve Para Politikası Perspektifi: Öneriler ve Mevcut Tepkiler
Jeopolitik şoklar, her iki ülkede maliye ve para politikalarının etkinliğini kritik hale getirmiştir.
Türkiye’de para politikası açısından Merkez Bankası (TCMB), likiditeyi sıkılaştırarak gecelik borç verme faizini %40’a yükseltmiş ve politika faizini %37’de tutarak enflasyon kontrolünü ön planda tutmuştur. Fitch Ratings’in değerlendirmesine göre, reel politika faizinin 2026 sonunda %45 seviyesinde kalması enflasyonun %25’e gerilemesini destekleyebilir. Önerilen adımlar şunlardır:
• Enflasyon hedeflemesine sıkı bağlılık sürdürülmeli, gerekirse faiz artırımıyla geçici şoklar absorbe edilmeli.
• Döviz rezervleri (altın rezervleri dahil) etkin kullanılmalı; Londra swap işlemleri gibi araçlarla lira savunması güçlendirilmeli.
• Sermaye çıkışı riskine karşı makro ihtiyati tedbirler (örneğin carry trade kısıtlamaları) devreye sokulmalı.
Maliye politikası bakımından hükümet, eşel mobil yakıt fiyat mekanizmasını yeniden aktive ederek enerji maliyetlerini kısmen sübvanse etmiş ve bütçe disiplinini korumaya çalışmıştır. Öneriler:
• Bütçe açığını %3’ün altında tutmak için hedefli harcama öncelikleri belirlenmeli (enerji verimliliği ve alternatif kaynak yatırımları).
• Vergi yapısı gözden geçirilerek enerji ithalatına bağımlılığı azaltacak teşvikler artırılmalı.
• Savaşın uzaması halinde geçici mali destek paketleri (özellikle KOBİ ve turizm sektörüne) tasarlanmalı, ancak disiplin bozulmamalı.
İran’da ise para politikası hiperenflasyon ve rial çöküşü karşısında büyük ölçüde etkisiz kalmış; büyük banknot basımı gibi acil önlemler alınmıştır. Yaptırımlar nedeniyle dış finansmana erişim sınırlı olduğundan, para politikası bağımsızlığı zayıftır. Öneriler (savaş sonrası senaryoda):
• Merkez bankası bağımsızlığını güçlendirmek ve para arzını disipline etmek.
• Döviz kuru rejimini istikrara kavuşturmak için sınırlı liberalleşme adımları atılmalı.
Maliye politikası açısından İran, petrol gelirlerindeki dramatik düşüş (%32’den %5’e) nedeniyle bütçeyi nakit transferleri ve sübvansiyon reformlarıyla dengelemeye çalışmaktadır. Öneriler:
• Subvansiyon sistemini nakit yardıma dönüştürerek verimsiz harcamaları azaltmak.
• Vergi tabanını genişleterek petrol dışı gelirleri artırmak.
• Altyapı hasarının onarımı için öncelikli harcama planlaması yapmak, ancak enflasyonist finansmandan kaçınmak.
Bu politikalar, Türkiye’de sıkı ve koordineli bir yaklaşımla şokların yönetilebilir kalmasını sağlarken; İran’da yapısal kısıtlamalar nedeniyle toparlanmayı zorlaştırmaktadır.
Hürmüz Boğazı Krizi: Küresel Enerji Akışının Kritik Tıkanıklığı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sini ve LNG’nin önemli bir kısmını taşıyan stratejik bir su yoludur. Savaşın başlangıcından itibaren İran’ın boğazı kontrol altına alması, “güvenli koridor” ve geçiş ücretleri uygulamasıyla trafiği ciddi bir biçimde azaltmıştır.
Günlük geçişlerin büyük ölçüde durması, alternatif rotaların yetersiz ve maliyetli kalması küresel enerji fiyatlarını keskin yükseltmiştir.
Türkiye açısından bu kriz, Körfez üzerinden gelen enerji ithalatını riske atmakta ve enflasyon ile cari açık üzerinde kalıcı baskı oluşturmaktadır.
İran için ise strateji, kendi ihracatını baltalayan bir duruma dönüşmüştür.
Küresel Ekonomi Üzerindeki Yansımalar
OECD’nin Mart 2026 Ara Ekonomik Görünüm Raporu’na göre İran Savaşı, küresel büyümeyi %3,3’ten %2,9’a indirmiş; G20 enflasyonunu 1,2 puan artırarak %4,0’a çıkarmıştır. Euro Bölgesi büyümesi %0,5’e gerileme riski taşırken, Asya’nın enerji ithalatçı ekonomileri ithalat faturalarını yükseltmek zorunda kalmıştır.
Bu gelişmeler, stagflasyonist baskıları artırmış ve merkez bankalarının politika tepkilerini karmaşıklaştırmıştır.
Türkiye ve İran ülkeleri örneği, jeopolitik şokların gelişmekte olan ekonomilerde “çeşitlilik kazananlar” ile “bağımlılık kaybedenler” perspektifleri açısından cevap niteliği taşımaktadır.
SONUÇ
Mart 2026 sonu itibarıyla jeopolitik riskler, Türkiye’yi dolaylı enflasyon ve dış denge maliyetleriyle; İran’ı ise doğrudan altyapı tahribatı, ihracat felci ve hiperenflasyonla vurmuştur.
Türkiye’nin çeşitlendirilmiş ekonomik modeli ve sıkı maliye-para politikası koordinasyonu bu riskleri yönetme kapasitesini artırırken, İran’ın enerji bağımlılığı ekonomik çöküş riskini hızlandırmıştır.
Kısa vadede Türkiye adaptasyon yoluyla toparlanabilirken, İran’da toparlanma süreci daha uzun sürecektir.
Her iki ülke için de bölgesel barış, enerji çeşitlendirmesi, yapısal reformlar ve disiplinli maliye-para politikası kritik önem taşımaktadır.
Jeopolitik istikrar sağlanmadığı takdirde, riskler her iki ekonomiyi de olumsuz etkilemeye devam edecektir.
Hızla değişen bu ortamda, veri odaklı izleme ve stratejik esneklik, politika yapıcılar ve yatırımcılar açısından vazgeçilmez bir gerekliliktir.
KAYNAKÇA
1. Countryeconomy.com – Türkiye ve İran Karşılaştırması (2024-2026 verileri)
https://countryeconomy.com/countries/compare/turkey/iran
2. Countryeconomy.com – Iran vs Türkiye Karşılaştırması
https://countryeconomy.com/countries/compare/iran/turkey
3. World Bank Data – GDP ve Göstergeler (Türkiye, İran)
https://data.worldbank.org/?locations=TR-IR
4. IMF World Economic Outlook Update (Ocak 2026)
https://www.imf.org/en/publications/weo/issues/2026/01/19/world-economic-outlook-update-january-2026
5. OECD Economic Outlook Interim Report (Mart 2026)
https://www.oecd.org/en/publications/oecd-economic-outlook-interim-report-march-2026_d4623013-en.html
6. Reuters – OECD: Iran War Erases Global Growth Upgrade (Mart 2026)
https://www.reuters.com/world/china/oecd-iran-war-erases-global-growth-upgrade-fans-inflation-2026-03-26/
7. Wikipedia – Economic Impact of the 2026 Iran War
https://en.wikipedia.org/wiki/Economic_impact_of_the_2026_Iran_war
8. Al Jazeera – How Badly Has the Iran War Hit the Global Economy? (Mart 2026)
https://www.aljazeera.com/news/2026/3/16/the-tell-tale-signs-how-bad-has-the-iran-war-hit-the-global-economy
9. Chatham House – How Will the Iran War Affect the Global Economy?
https://www.chathamhouse.org/2026/03/how-will-iran-war-affect-global-economy
10. Statista – Iran GDP Projections (2026)
https://www.statista.com/statistics/294233/iran-gross-domestic-product-gdp/
11. AGBI – Compare and Contrast Turkey with Iran (Ocak 2026)
https://www.agbi.com/economy/2026/01/editors-insight-compare-and-contrast-turkey-with-iran/
12. Fitch Ratings – Iran War Effects on Turkiye (Mart 2026)
https://www.fitchratings.com/research/banks/iran-war-effects-on-turkiye-turkish-banks-depend-on-policy-response-16-03-2026
13. BBVA Research – Türkiye Economic Outlook March 2026
https://www.bbvaresearch.com/en/publicaciones/turkiye-economic-outlook-march-2026/
14. IMF Article IV Consultation – Türkiye (Şubat 2026)
https://www.imf.org/en/news/articles/2026/02/13/pr-26047-turkiye-imf-executive-board-concludes-2025-article-iv-consultation
15. Wikipedia – 2026 Strait of Hormuz Crisis
https://en.wikipedia.org/wiki/2026_Strait_of_Hormuz_crisis
16. Reuters – Turkey Inflation and Monetary Policy (Mart 2026)
https://www.reuters.com/world/middle-east/ebrd-head-urges-turkey-continue-inflation-fight-eyes-power-project-2026-03-05/
17. Atlantic Council – The Iran War’s Economic Fallout
https://www.atlanticcouncil.org/blogs/econographics/the-iran-wars-economic-fallout-wont-stop-at-oil-agriculture-and-aluminum-are-next/
MÜCTEBA ONURHAN ÖZMUMCU
EKONOMİST

